Teknolojik Kâbus Senaryoları
Hasan Baltalar
6 Kasım 2015 Cuma
1821 Görüntülenme
1 Yorum

Kolumuzu kanadımızı teknolojiye iyice kaptırdığımız şu günlerde, içimden kâbus senaryoları yazmak geldi. Konu şu: “Evdeki cihazlar bozulursa, hayatım ne kadar etkilenir?”

İhtiyaca dayalı tüketim, benim temel ilkelerimden biri olduğu için teknolojik açıdan birçoklarına göre daha bağımsız bir hayat yaşıyorum. Ama yine de, kendisi olmadığında ya da en azından arızalandığında sorun yaşayacağım cihazlar var.

Şimdi bunları önem sırasına göre yazayım:

7. Televizyon

15 yaşına yaklaşmış, göbekli 36 ekran bir televizyonum var. Bozulursa, açıkçası hiç umurumda olmaz. Uydu alıcım ve dijital yayın aboneliğim yok. Karasal yayında da zaten izlenecek adam gibi kanal kalmadı. Benim için televizyonun devri kapanmak üzere.

Arızalanınca birine versem, almaz. Tamiri sorun olabilir çünkü. Yeni yeri sokaktaki çöpün yanı olursa, hurdacılar belki ilgi gösterebilir. Haa, varsa bir teknoloji müzesine vermek, daha iyi bir çözüm olabilir. ☺

6. Bulaşık Makinesi

Eşim istemediği halde zorla almıştım. Çok aramayız sanırım. Öncesinde olduğu gibi yine eşim yıkar, ben durularım. Hem, o sırada eskisi gibi sohbet de ederiz. Lâf aramızda, bu makinelere gıcığım da var. Bulaşıkları bir ton su harcayıp elden geçirdikten sonra, dedem de pırıl pırıl yıkardı. Neymiş, kaba yağı ve çöpünü akıtmak lâzımmış.

technology-nightmare.jpgResim: W Nelson

5. Buzdolabı

Onsuz olur mu, belki olur. Yazın soğuk suyu sevmeyiz zaten. Yalnız küçük bir aile olduğumuzdan, günlük tüketeceğimiz kadar almak zorunda kalırız. Bu da sık sık market alışverişi demek. Orada zorlanacağımız kesin.

4. Çamaşır Makinesi

Sıralamada yavaş yavaş zorlanmaya başlıyoruz. O çamaşırları artık elde yıkayacak güç yok. Koca koca çarşaf ve nevresimler, … Gerçekten kâbus gibi. Piyasada elde yıkama için üretilen deterjan bile, neredeyse kalmadı. En çok bir ay dayanırız. Yenisi alınır.

3. Radyo

En sevdiğim cihaz. İcadı açısından belki kullandıklarımızın en eskisidir. İlk patronumun, arabasına yalnızca radyo taktırma hassasiyeti vardı. (O zamanlar için) teybi olmayacak yani. Muhtemelen bu hassasiyet devam ediyordur. Bu bir ilgi meselesi. ☺

Radyo her ortama uyar. Yemek yerken, çalışırken, dinlenirken, … Bazen kitap okurken bile arkadaşlığı iyi geliyor. Kulaklara ulaşırken, gözleri esir almıyor. Tek eksiği, sağır olması. Bazen onunla konuşuyorum ama duymuyor. Sadece ben iletişim kurup, rahatlamış oluyorum.

FM kanalında istasyon sayısı çok artıp analog radyomun hassasiyeti azalınca, geçen yıl dijital olan yeni bir tane aldım. Sanki radyo, yeniden icat edildi benim için. 40 yıllık arkadaşım kısacası.

2. Cep Telefonu

Telefondan tek beklentim, (ilk üretiliş amacına binaen) “sesli” iletişim sağlaması. Bu nedenle bilinçli bir tercih yaparak akılsız telefon kullandığımı, yakınlarım bilir. O da olmasa keşke, ama sanırım yapamayız. Bu konfora fena alıştık.

Seksenli yıllarda, PTT şubelerinden numara yazdırıp 1,5 saat bekleyerek ailemi aradığım günleri yaşadım ben. Öğrenci olduğum o zamanlarda sık sık memlekete gidemediğimden, büyük bir nimetti. Pekiyi, şimdi? Telefonun baz istasyonu ile iletişim kuramadığı birkaç saniyeyi bile beklemek sıkıntı oluyor.

Telefonu kulağıma koyup, uzun uzun konuşmayı sevmem ama “gerekli” haberleşmeler için artık o bir şart.

1. Bilgisayar ve Modem

Onlar, olası bir teknoloji kâbusumun en büyük suç ortakları. Utanarak yazıyorum ama gerçek bu işte. Geldiğimiz noktada, internet yoksa maalesef huzur yok.

Bilgilenme, seyahat organizasyonu, haber, hava durumu, nöbetçi eczane, su arızaları, gidilecek bir yerin haritası, hatta otobüsün durağa ne zaman geleceği, … Hepsini saysam bu yazı bitmez.

İletişim için e-posta artık çağın aracı. Bu saatten sonra yokluğu da sıkıntı.

Bir de sosyal medya var. Dolandık bir kere şu sosyal ağlara. Her derdimizi yazdığımız Marko Paşa’mız bizim. İşin hoş yanı, iyi arkadaşlıklar oluştu. Birkaç gün yazmadığımızda meraklanıp, ne halde olduğumuzu soranlar var. – Bu yazıdan onlara bir selâm ☺ – Bir kesinti durumunda, bilgisayarım veya modemim arızalı deme imkânım bile olmaz. Çatla artık olduğun yerde.

Ya Elektrik?

Bir cihaz olmadığı için “elektriği” yazmadım. Ancak o tüm saydıklarımın can suyu. Onsuz hiçbiri yok.

Liste, benim gerçeklerime göre oluştu. Dolayısıyla, herkes için farklılıklar gösterebilir. Haydi, sizin için önemli olanları da aşağıya yorum olarak yazın, dertleşelim. ☺


Lütfen sitenin kullanım politikasına uyunuz ve kaynak göstermeksizin alıntı yapmayınız.
 

Yorumlar

Elif Şimşek
Konuk
Comment
Evdeki cihazlar bozulursa, hayat ne kadar etkilenir?
Yorum 1 (06 Kasım 2015 17:47)
Yazınızı keyifle okudum.

Televizyon konusunda sizinle hemfikirim. Evimizde 4 adet TV vardı, bozulan 2 adet TV’nin yerine yenilerini almadım. Ailecek sohbet ile geçireceğimiz zamanlarımızı çalıyor, net!

Bulasık makinası benim için ilk üçte yer alıyor. Bir peçete ile tabakları sıyırmak varken, neden onca su ile bulaşıklar durulanır bilmem. Hayatımı kolaylaştırmasının yanında bulaşık bakınası benim doğa dostum. Keza çamaşır makinası da öyle.

Sizin tutkunuz radyoyu artık dinlemiyorum. Küçüklüğümde radyo tiyatrosu dinlerdim, ertesi günü sabırsızlıkla çekerek. Günümüzdeki radyo kanallarından hoşlanmıyorum. Yayvan yayvan konuşan, senli benli konuşmayı marifet sayan programcılarla dolu. Genelleme yapmıyorum diye de eklemek isterim.

Neredeyse günün 9–10 saati bilgisayar ile çalıştığım için, bilgisayarlara karşı antipati duyuyorum. Benim için olmasa da olur. Zira akıllı telefonum ile bilgisayarla yapmak isteyebileceğim her şeyi neredeyse yapabiliyorum, ammaaa bazen fazlasıyla akıllı telefonumu bilerek suya düşürmek istiyorum. Evde çalan mobil telefonumu şirketimin adını söyleyerek açmışlığım var. Bu da kendime “Hey Elif, iyi misin?” diye sormama neden oluyor.

Aslında TV’ye duyduğum his, telefon için de geçerli. Sıkıntılı bir ilişki var aramızda.

Elektrik için söylenecek söz yok.

Biz burada konfor alanlarımız ile ilgili düşüncelerimizi paylaşırken, birileri diyaliz makinasında kanının üreden temizlenmesi için saatleri saymakta. Teknoloji şart, elektrik şart. Mesele bizlerin onu nasıl kullandığında, kimin patron olduğunda …

“Dertleşelim” yazmışşınız, ben de iki eski dost sohbet ediyormuş haleti ruhiyesiyle yazımı yazdım. Sürçülisan ettiysek affola. ☺

Yorumunuzla katkıda bulunun

  • Bilgi girilmesi zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.
  • E-Posta adresiniz yayınlanmayacak ve aramızda kalacaktır.
  • Yorumunuz içinde, lütfen bağlantı (link) kullanmayınız.