Bir Patronla Görüşme
Hasan Baltalar
18 Şubat 2012 Cumartesi
9169 Görüntülenme
3 Yorum

Türkiye’nin büyük fabrikalarından birinin kurucusu ve yönetim kurulu başkanına, kendisinin çok güvendiği bir tanıdığı benden bahsetmiş, firmasının bilgilerimden faydalanabileceğini söylemiş ve “Muhakkak tanışmalısın” demişti. Benim için alınan randevuya heyecanlanmış, koşarak gitmiş ve masasının önündeki misafir koltuğuna oturmuştum. Buraya gelip oturabilmenin bir ayrıcalık olduğunu ve herkese nasip olmayacağını düşünüyordum.

Sohbet başladı. Kendimi ve kariyerim süresince yaptığım çalışmaları anlattım. Oldukça güler yüzlüydü ve babacan tavırlara sahipti. Yüzlerce çalışanı bulunan fabrikası yeni değildi. İyi bir ünü ve geçmişi vardı ama bazı aksaklıklardan şikayet ediyordu. Ben ise o zaman fazlaca gündemimde olan ERP yani kurumsal kaynak planlama sisteminin faydalarından ve firmasına katacağı akışkanlıktan bahsediyordum.

Telephone_cartoon.jpgResim: Christopher Thames

Konuşmamız, sık sık çalan masa telefonuyla kesiliyordu. Arayanlar üretimin çok detay sayılabilecek konularını soruyorlar ve “Ne yapalım ağabey?” diyorlardı. Depoya giren ve giremeyen malzemeler, yanlış alınan miktarlar, izin isteyen çalışanlar, neler yoktu ki?

Atak Zamanı!

Bu durumu fırsat bilerek, savımı güçlendirecek bir atak yapmaya karar verdim ve dedim ki: “Efendim, işletmenizin otomasyonuna dönük sistemler kurarsak siz böyle çivi, vida gibi detaylarla uğraşmak zorunda kalmazsınız. ERP sistemleri bunları organize eder.” Bana verdiği cevabın o anki şoku, cümlesini geçen zamana rağmen unutmamı engellemiştir:

“Ben ne iş yapacağım o zaman?”

Elbette yaptığı bir espriydi ve yanı sıra gülümsemişti de. Ancak “Her şakada bir gerçek payı vardır” derler ya, bu espri belirli bir kuşaktaki iş adamlarımızın tarzına da işaret ediyordu. Bu tarzda kurucu nesil önce taşın altına elini koyar ve tüm yükü kaldırır. Kendi işinin işçisidir aynı zamanda. İlk zamanlar satın almacı, makine operatörü, satıcı, çaycı ve hatta gerektiğinde temizlikçidir. Daha sonra şirket büyüyünce yöneticiliğe geçer, ancak organizasyon gereği gibi şekillenmeyince yine her yere koşmaya devam eder.

Girişimcilik Yeteneği

Sorduğu esprili soru üzerine dilimden bir cümle döküldü. Bu cümlenin ana fikrini hâlâ daha savunur ve dillendiririm. Kendisine dedim ki: “Buraya gerekli sistemleri kuralım. Operasyonel işlemleri organizasyon yüklensin. Siz de rahatlayın, boşa çıkın ve yeni girişimlerde bulunun. Girişimcilik bir yetenektir. Sizde bulunan bu yetenek daha fazla işletme ortaya çıkarmalı!”

Cevabım son derece hoşuna gitmişti. Daha sonra kendisinin, başkalarını hayret içinde bırakan bazı diğer girişimlere de öncü olduğunu duyduk.

Yukarıda aktardığım bu olayın üzerinden on yıldan fazla zaman geçti. Geçen bu zaman zarfında girişimcilerin iş yapış tarzında ne değiştiği konusundaki takdiri size bırakıyorum. Ancak biz kurumsallaşma süreçlerinde, girişimcilerin üzerinde bulunan operasyonel yükleri mümkün olduğunca azaltıp, kendilerini genel yönetimin karar aşamalarında aktif kılacak çalışmaları hedefliyoruz.


Lütfen sitenin kullanım politikasına uyunuz ve kaynak göstermeksizin alıntı yapmayınız.
 

Yorumlar

L. Duman
Konuk
Comment
“Ben ne yapacağım o zaman?”
Yorum 3 (30 Mart 2012 07:39)
Satıcılıktan fabrika patronluğuna kadar yükselen bir girişimcinin bu zamana kadar her süreçte var olduğunu ve belki de operasyonun her kademesinde çalıştığını düşünürsek, bu soruyu sormasını makul karşılarız. Çalışkan ve kontrolcü bir kimse olmasanız, zaten işletmeyi yüzlerce çalışanı olan sektörde söz sahibi bir konuma getiremezsiniz.

Bizim temel sıkıntılarımızdan biri de, operasyonel gücü olmayan ya da operasyonel olarak etkin bir konumda olmayan kimselerin, etkisiz ya da diğerlerinden az değerli görülmesidir. Hal böyle olunca etkin faaliyet gösteren bir birimin başında olmak ya da onun bir üyesi olmak, görece olarak etkin olmayan bir birimde olmaktan kat be kat daha değerlidir. Örnek olarak, üretim müdürü kalite müdüründen onlarca kat daha itibarlıdır! Halbuki hiyerarşik olarak ikisi de müdür!

Tecrübe aktarımınızdaki bu patron kimse, muhtemelen şunu diyecektir: “Ben olmasam bu fabrika birbirine girer!”. Muhtemelen de dediği doğrudur. Tüm yönetsel ve operasyonel merciler bir kişinin sözüne bakarak hareket ediyorsa, sistem de bunu gerektirir.

Biraz kontrolü ve yönetsel erki altımızdakilere yaymamız gerektiği gerçeğini hatırlatmakta fayda görüyorum. Personel inisiyatif kullanabilmeli, müdür karar alabilmeli, genel müdür değişiklik yapma özgüvenini hissedebilmeli.

Velhasılıkelam, bir yönetim kurulu başkanının “kontrolcü” olmak yerine “müteşebbis” olması çok daha değerlidir. Bu, kaynakları daha etkin kullanmaktır.
Hasan Baltalar
Üye
Comment
ERP ve Yalın Üretim
Yorum 2 (18 Şubat 2012 21:57)
Sevgili İsa, kurumsallaşma konusuna henüz profesyonel olarak odaklanmadığım o dönemde mühendislik, üretim planlama ve ERP projeleri gündemimdeydi. Doğru bir ERP uygulaması sırasında iş süreçleri incelendiğinden, daha sonra elbette yalın üretim de söz konusu edilebilirdi.
İsa Korkmaz
Konuk
Comment
“Yönetim Kurulu Başkanı ne iş yapar?” hakkında
Yorum 1 (18 Şubat 2012 20:20)
Bu ve benzer paylaşımları bekliyoruz, ama keşke ERP değil de ilk önce yalın üretimi tavsiye etseydiniz. =)

Yorumunuzla katkıda bulunun

  • Bilgi girilmesi zorunlu alanlar * ile işaretlenmiştir.
  • E-Posta adresiniz yayınlanmayacak ve aramızda kalacaktır.
  • Yorumunuz içinde, lütfen bağlantı (link) kullanmayınız.